Kapatma davasına “Washington ne diyor?”

Bu yazı Temmuz 2008 tarihinde Anlayış Dergisi‘nde yayınlanmıştır.

Anlayis Dergisi LogoWAS­HING­TON’DAN Tür­ki­ye’ye na­sıl ba­kıl­dı­ğı, Ha­zi­ran ayın­da da gün­de­mi meş­gul eden ko­nu­la­rın ba­şın­day­dı. Hud­son Ens­ti­tü­sü uz­man­la­rın­dan Zey­no Ba­ran’ın Cum­hu­ri­yet­çi elit­le Was­hing­ton’ı ba­rış­tır­ma te­ma­lı ya­zı­sıy­la baş­la­yan tar­tış­ma­da, AKP İs­tan­bul Mil­let­ve­ki­li Ege­men Ba­ğış’tan ge­len ce­vap tan­si­yo­nu yük­selt­ti. Bu­nu yi­ne Ba­ran’dan ge­len sert bir ce­vap ta­kip eder­ken, Pen­ta­gon’a ya­kın­lı­ğıy­la bi­li­nen RAND Cor­po­ra­ti­on ad­lı dü­şün­ce ku­ru­lu­şu­nun ha­zır­la­dı­ğı “Tür­ki­ye’de Si­ya­sal İs­lam’ın Yük­se­li­şi” ad­lı ra­por gün­de­me ağır­lı­ğı­nı koy­du. An­cak her şey bu­nun­la da sı­nır­lı de­ğil: 5 Ha­zi­ran’da ABD Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı Con­do­le­ez­za Ri­ce’ın mes­lek­ta­şı Ali Ba­ba­can ile bir­lik­te yap­tı­ğı ba­sın top­lan­tı­sın­da hü­kü­me­te öv­gü­ler düz­me­si, yi­ne Ri­ce’ın 19 Ha­zi­ran’da ABD’nin en et­ki­li dü­şün­ce ku­ru­lu­şu Co­un­cil on Fo­re­ign Re­la­ti­ons’da “Par­ti ka­pat­ma­ya kar­şı se­si­mi­zi yük­selt­me­li­yiz” ek­sen­li ko­nuş­ma­sı, ABD Dı­şiş­le­ri’nin 4 nu­ma­ra­sı Matt Bryza’nın “Ne ya­ni teh­dit edip ül­ti­ma­tom mu ve­re­lim?” şek­lin­de özet­le­ne­bi­le­cek ta­vır de­ği­şik­li­ği, kö­şe ya­za­rı Ro­ger Co­hen’in “Par­ti ka­pan­ma­sın ama iyi­ce bir hır­pa­lan­sın­lar” ta­dın­da­ki ya­zı­sı da tab­lo­yu ta­mam­la­dı.

Bu say­dı­ğı­mız nok­ta­la­rın her bi­ri­nin ay­rı ay­rı öne­mi var. An­cak so­ru­nun asıl kay­na­ğı Was­hing­ton de­ğil, An­ka­ra. Tür­ki­ye’de her­kes Was­hing­ton’ın par­ti ka­pat­ma ko­nu­sun­da ne dü­şün­dü­ğü­nü an­la­ma­ya, yan­sıt­ma­ya, çar­pıt­ma­ya ça­lı­şı­yor­sa bu­nun en önem­li ne­de­ni An­ka­ra’da­ki prob­lem­le­rin çö­zü­le­me­miş ol­ma­sı. Kur­duk­la­rı “me­de­ni­yet”i yok ede­cek bar­bar­lar ola­rak gör­dük­le­ri ke­sim­le­ri “ha­in”leş­ti­re­me­yen ve bu ke­si­min yer­li ol­ma­sı ih­ti­ma­li­ni da­hi kal­dı­ra­ma­yan dev­let elit­le­ri, AKP’ye bil­dik bir oyu­nu oy­nu­yor. As­lın­da “Was­hing­ton ne di­yor?” so­ru­su, tam da Tür­ki­ye’nin yer­li­lik ek­sen­li bu tar­tış­ma­sı mer­ke­ze alı­na­rak ve tah­rik-tah­kir-hı­ya­net-tas­fi­ye ek­se­nin­de yü­rü­yen me­ka­niz­ma teş­hir edi­le­rek ce­vap­la­na­bi­le­cek bir so­ru. Bu se­bep­le ön­ce ulu­sal­cı­lık­la iyi­den iyi­ye yer­li­lik özel­lik­le­ri­ni sı­ra­dan fa­şizm le­hin­de kay­bet­me­ye yö­ne­len si­ya­si he­ge­mo­nik cep­he, tah­rik aşa­ma­sın­da AKP’yi he­def al­mak için ta­bi­ri ca­iz­se bir “yok­la­ma” çe­ke­rek par­ti­nin di­ren­ci­ni ve ulus­la­ra­ra­sı des­te­ği­ni sı­nı­yor. Ulus­la­ra­ra­sı des­tek yok­sa ko­lay­lık­la tas­fi­ye edi­le­bi­le­cek olan par­ti, eğer bu des­tek var­sa bu se­fer o ulus­la­ra­ra­sı des­te­ğin iş­bir­lik­çi­si, dış odak­lar­la ça­lı­şan bir olu­şum şek­lin­de su­nu­la­rak tah­kir yo­luy­la sı­kış­tı­rıl­ma­ya, ya­ban­cı­laş­tı­rıl­ma­ya ça­lı­şı­lı­yor. Eğer bu sü­reç­te par­ti­ye dı­şa­rı­dan ger­çek­ten sı­nır­sız bir des­tek ge­lir de (AB’den ol­du­ğu gi­bi) par­ti bu­nu sa­hip­le­nir­se, bu se­fer ha­in­leş­tir­me me­ka­niz­ma­la­rı ça­lı­şı­yor ve par­ti ger­çek­ten de tas­fi­ye sü­re­ci­ne gi­ri­yor. Ol­duk­ça kar­ma­şık olan bu sü­reç da­ha ön­ce de bir­çok ke­re­ler ya­şan­dı. Bu çer­çe­ve­de ulu­sal­cı­lı­ğın ya­rat­tı­ğı ye­ni an­la­yış, FBI, CI­A, Pen­ta­gon, Ame­ri­ka’nın Se­si, Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı ya da Ada­let Ba­kan­lı­ğı gi­bi doğ­ru­dan ABD’nin yö­ne­tim ay­gıt­la­rın­da ça­lış­ma­yı, bu­ra­la­ra hiz­met et­me­yi “ulu­sal­cı­lı­ğı” ze­de­le­me­yen sı­ra­dan du­rum­lar ola­rak lan­se eder­ken, bu­ra­da­ki her­han­gi bir ku­rum­dan yük­se­len par­ti ka­pat­ma­yı eleş­ti­ren her­han­gi bir se­si ha­in­li­ğe de­lil ola­rak su­na­bi­li­yor.

AKP’nin ka­pa­tıl­ma­sı­na yö­ne­lik ta­vır­la­rı sı­ra­la­ma­dan ön­ce ge­nel ola­rak şun­lar söy­le­ne­bi­lir: RAND Cor­po­ra­ti­on ra­po­ru­nun da gös­ter­di­ği gi­bi Was­hing­ton’da­ki ak­lı­se­lim yak­la­şım AKP’yi Tür­ki­ye’de­ki ye­ni ge­li­şen top­lum­sal ke­sim­le­rin si­ya­si te­za­hü­rü, ir­ti­ca ola­rak gös­te­ri­len ge­liş­me­le­ri ise aşı­rı kı­sıt­la­nan di­nî öz­gür­lük­le­rin nor­mal­leş­ti­ril­me­si ola­rak gö­rü­yor. An­cak bu ak­lı­se­lim gö­rüş, özel­de ra­hat­lık­la ifa­de edi­le­bil­se bi­le, so­run bil­gi de­ğil ik­ti­dar so­ru­nu ol­du­ğun­dan fark­lı ko­num­lan­ma­lar or­ta­ya çı­kı­yor. Bu çer­çe­ve­de Was­hing­ton’da­ki ge­nel ta­vır üçe ay­rı­la­bi­lir: Ka­pat­ma­ya il­ke­sel ola­rak kar­şı olan­lar, ka­pat­ma­ya kar­şı an­cak AKP’nin hır­pa­lan­ma­sı­na ta­raf olan­lar, ka­pat­ma­yı tek he­def ola­rak gö­ren­ler.

AKP’nin ka­pa­tıl­ma­sı­na il­ke­sel ola­rak kar­şı olan­lar da­ha çok De­mok­rat­lar. Oba­ma’ya ya­kın­lı­ğıy­la bi­li­nen isim­ler­den Phi­lip Gor­don’ın net tav­rı bu­nun dı­şa­vu­ru­muy­du me­se­la. Bu ta­vır, li­be­ral-de­mok­rat çev­re­le­rin da­ha et­kin ol­du­ğu cid­di ga­ze­te ve der­gi­ler­de, ABD’nin Or­ta­do­ğu’da et­kin­li­ği için uzun va­de­li bir is­tik­ra­rın ge­rek­li ol­du­ğu­nu dü­şü­nen ke­sim­ler­de de ken­di­ni bel­li edi­yor. Yö­ne­tim­de ise baş­ta Ri­ce ve dip­lo­mat­lar ol­mak üze­re bu gö­rü­şü sa­vu­nan­lar var. Bu ke­sim de­mok­ra­si­ye il­ke­sel dü­zey­de yak­la­şı­yor; Tür­ki­ye’nin AB üye­li­ği­ni stra­te­jik ön­ce­lik ola­rak ko­yu­yor; par­ti­nin ka­pa­tıl­ma­sı­nın Tür­ki­ye’nin AB’den uzak­la­şa­rak baş­ka ek­sen­le­re kay­ma­sı­na yol aça­bi­le­ce­ğin­den en­di­şe edi­yor. Ulu­sal­cı ke­si­mi içe ka­pan­ma­cı ve Rus­ya-İran ek­se­niy­le iş­bir­li­ği­ne açık ola­rak gö­ren bu ke­sim, AKP’nin ik­ti­da­rı­na de­vam et­me­si­ni uzun va­de­de ABD’nin ah­la­ki ön­der­li­ği için bir avan­taj ve Müs­lü­man ül­ke­le­re bir ör­nek ola­rak gö­rü­yor.

İkin­ci­si, rea­list­ler­den olu­şan da­ha ge­niş­çe bir grup. Bu gru­ba İs­la­mo­fo­bik ref­leks­le­ri­ni ko­ru­sa da ifa­de ede­me­ye­cek ka­dar li­be­ral olan en­te­lek­tü­el­ler, as­ker­ler, dı­şiş­le­ri bü­rok­rat­la­rı dâ­hil edi­le­bi­lir. Bu ke­sim AKP’nin ic­ra­at­la­rı­nı önem­se­se, onu tam an­la­mıy­la ter­cih et­se da­hi bir ih­ti­yat pa­yı bı­ra­kı­yor. AKP’nin %47’lik des­tek­le gel­me­si; TSK ile ça­tış­ma­dan, an­cak tes­lim de ol­ma­dan ic­ra­at yap­ma­ya ça­lış­ma­sı; bu­nun aka­bin­de Tür­ki­ye’nin ulus­la­ra­ra­sı alan­da et­ki­li ol­ma­ya ve ken­di adı­na si­ya­set yap­ma­ya baş­la­ma­sı bu ke­si­mi bi­raz en­di­şe­len­dir­di. Bu ke­si­me ide­olo­jik des­te­ği, Tür­ki­ye’den gi­den ya da Was­hing­ton’da mu­kim ulu­sal­cı çev­re­ler ve­ri­yor. Mic­ha­el Ru­bin’in Er­do­ğan’ı Pu­tin’e ben­zet­me­si ya da Was­hing­ton, WI­NEP (The Was­hing­ton Ins­ti­tu­te for Ne­ar East Po­licy) gi­bi çev­re­ler­den ya­yı­lan ir­ti­ca pa­ra­no­ya­sı, hep bu ke­si­min si­nir uç­la­rıy­la oy­na­ma­ya ve on­la­rı ik­na et­me­ye yö­ne­lik ça­ba­lar. An­cak yıl­lar­dır ta­nı­dık­la­rı elit­ler­le kar­şı­laş­tı­rıl­dı­ğın­da yi­ne de AKP’yi ter­cih eden bu ke­sim, par­ti­nin bi­raz yıp­ra­tıl­ma­sı­nı bir ter­bi­ye sü­re­ci ola­rak gör­se de ka­pa­tıl­ma­sı­na kar­şı. 28 Şu­bat ben­ze­ri bir tör­pü­le­me­nin hem Er­do­ğan’ı, ar­ka­sın­da­ki des­te­ği azal­ta­rak da­ha za­yıf du­ru­ma ge­tir­me­si hem de Tür­ki­ye’yi za­yıf dü­şü­ren iki baş­lı­lı­ğın de­va­mıy­la avan­taj el­de et­me der­din­de.

Was­hing­ton’da yer alan üçün­cü grup ise, des­tek­çi­le­ri azal­sa da ha­len Baş­kan Yar­dım­cı­sı Dick Che­ney’yi ar­ka­sın­da gö­ren ke­sim. AKP’nin ka­pa­tıl­ma­sı­nı ken­di­si­ne iş edin­miş olan bu grup bir koa­lis­yon gö­rün­tü­sü ve­ri­yor; bir kıs­mı ka­pa­tıl­ma­yı ide­olo­jik sa­ik­ler­le is­ti­yor, bir kıs­mı İs­ra­il aşı­rı sa­ğı­nın ta­lep­le­riy­le, bir kıs­mı da ger­çek­ten ma­aş­la­rı­nı Tür­ki­ye’de­ki AKP kar­şıt­la­rın­dan al­dık­la­rı için mü­ca­de­le edi­yor­lar. Bu ke­si­me neo­con­lar, ulu­sal­cı­lar, Pen­ta­gon için­de­ki si­vil bü­rok­rat­lar ve Pen­ta­gon sür­gü­nü si­vil­ler ön­cü­lük edi­yor. Was­hing­ton’da mu­kim Türk­le­rin de mad­di ve is­tih­ba­rat des­te­ği açı­sın­dan bun­la­ra cid­di kat­kı­la­rı var. Bun­la­rın bir kıs­mı AKP’nin dış po­li­ti­ka açı­lım­la­rı­nı haz­me­de­me­di­ği için, bir kıs­mı AKP’de iç­kin bir İs­ra­il kar­şıt­lı­ğı ol­du­ğu­nu dü­şün­dü­ğü için, bir kıs­mı stra­te­jik öne­mi ha­iz ener­ji so­ru­nu­nun Tür­ki­ye’nin asıl güç sa­hip­le­ri ola­rak gör­dük­le­ri dev­let seç­kin­le­ri ile çö­zül­me­si ge­rek­ti­ği­ni dü­şün­dük­le­ri için bu yo­lu ta­kip edi­yor­lar.

Was­hing­ton’dan yük­se­len ses­ler bu çer­çe­vey­le an­la­şıl­dı­ğın­da, kim­le­rin han­gi ke­sim­ler aley­hin­de pa­ra­no­ya oluş­tur­ma­ya ça­lış­tı­ğı, kim­le­rin han­gi ke­sim­le­ri pa­zar­la­ma­ya ça­lış­tı­ğı da­ha açık ha­le ge­li­yor.


One thought on “Kapatma davasına “Washington ne diyor?”

Add yours

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Blog at WordPress.com.

Up ↑

%d bloggers like this: