İslam’da Resim Yasağı Söylemi

islamda-resim-yasagi-soylemi20170613172244

Taliban Buda heykellerini İslam’da resim ve heykelin haram olmasından dolayı mı bombaladı?

IŞİD antik eserleri resim yasağını uygulamak için mi yok etti? Müslümanlar Hz. Muhammed’i hedef alan karikatürlere resme karşı oldukları için mi tepki gösterdi?

Bu kitap, günümüzde sıkça duyduğumuz bu sorulara cevap arayışının ürünü. Nuh Yılmaz, Müslümanların imge ile yaşadığı her sorunu “ikonoklazma” ile izah etmeye çalışan genelleyici tanım ve yorumları “İslami İkonoklazma Tezi” diye adlandırıyor ve bu yaklaşımın soykütüğünü çıkararak Avrupamerkezcilikle ilişkilendiriyor. İslami İkonoklazma Tezi’nin İsla’la, Müslümanlarla ya da İsla’da resme yaklaşımla değil, Avrupa kimliği ve Avrupa fikrinin ortaya çıkışıyla, Avrupa’nın kendisiyle ve İsla’la kurduğu patolojik ilişkiyle alakalı olduğunu savunuyor. Bu nedenle de, Avrupa İdeali’nin ihtiyaç ve endişeleri değiştikçe farklı biçimler aldığını, İslami İkonoklazma Tezi’nin de yeniden ve dinamik bir şekilde dönüştüğünü iddia ediyor.

İslam’da Resim Yasağı Söylemi, Müslümanların imgeyle ilişkisi hakkında, Avrupa anlatısı dışında bir hikâyenin mümkün olduğunu iddia eden, bu anlatıyı oluşturmaya çalışan bir çabadır.

Nuh YILMAZ

İslam’da Resim Yasağı Söylemi, Doğan Kitap, 2017, İstanbul.

Featured post

Kitap Tanıtımı: Benim ikonum senin ikonun…

Benim ikonum senin ikonun…

Ömer Erdem

(Bu yazı 29 Haziran 2017’de Hürriyet Kitap Eki‘nde yayımlanmıştır)

5954eb187af50742d40d4f23

İlkin bir öneriyle yazıya başlamakta yarar var. İslam’da resim ve yasaklanması meselesinde teorik bir çerçeve edinmek için Malik Aksel’in ‘Türklerde Dini Resimler’ kitabına bakılabilir. Özellikle, Türk-İslam sanatında görselliğin ruhunu ve pratik şölenini görmek ve buradan düşünsel sonuçlara varmak mümkün. Beşir Ayvazoğlu’nun titiz editörlüğünde hazırlanan Malik Aksel kitapları, bu kadim ve çetin meseleye değişik bağlamlar içinde tekrar tekrar dönerler.
Nuh Yılmaz, temelde iki aktüel veri üzerinden hareketle, İslam’da resim yasağı söylemi meselesine yaklaşıyor ve ‘İslami İkonoklazma’ kavramını kullanıyor. Mart 2001 tarihinde Afganistan’ın Bamyan şehrindeki iki büyük Buda heykelinin Taliban tarafından yıkılması ve arkasından 30 Eylül 2005’te, Danimarka’da Hz. Muhammed karikatürlerinin yayımlanması ana çıkış noktaları. Nuh Yılmaz, ‘Müslümanların imgeyle ilişkisini ifade etmek için kullanılan İslami İkonoklazma Tezi’ni sorgulamaya girişiyor. Çünkü ikonoklazma; gerekçesini bilerek bir imgeyi yok etmek, dini imgelerin yok edilmesi, imgelerin üzerine kimin hâkim olacağına dair siyasi mücadele, imgelerden uzak durma gibi pek çok şekilde tanımlanabilmektedir. Bazen bu tanımlar tek bir durumu karşıladığı gibi birden, iç içe geçmiş pek çok hali de karşılayabilir. Yılmaz’ın tercih ettiği tanım daha çok ‘imgelerin üzerine kimin hâkim olacağına dair siyasi mücadele’ noktasında yoğunlaşıyor.
Tam da burada ‘İslami İkonoklazma Tezi’nin ortaya çıkmasının ardındaki iktidar ilişkisini sorgulama’ya başlayan yazar, bu tezin temelinde sanıldığı gibi, İslam’da resim ve onun imgesinin bulunup bulunmadığından öte, meselenin daha ziyade ‘Avrupa’ fikrinin ve ‘İslami sanat’ kavramının ortaya çıkması ve hatta ‘islami köktendincilik’in inşa edilmesiyle sıkı bir ilişkisinin olduğunu iddia etmektedir. Dinler başta olmak üzere eski uygarlıkların bir şeye karşı bir şeyi yıkma, yerine koyma geleneğini arkeoloji, dilbilim, sanat tarihi ve diğer disiplinler eşliğinde eleştirel bir süzgeçten geçiren Yılmaz, ‘Hz. İbrahim’den Hz. Musa’ya kadar çeşitli örneklerde imgelerin/putların yok edilişini’ne değinmekte, kavganın, çatışmanın geçmişine dikkat çekmektedir. Düşünür Alain Besançon’a dayanarak söylediği; “İkonoklazma ikonlarla ya da imge ile değil, soyutlama düşüncesi ile ilgili entelektüel bir tutumdur” görüşünün altı özellikle çizilmelidir.
İslam’da imge ve onun yasaklanması meselesinin dünya gündemine yansımasının özü, İslam sanatı ve düşüncesinin kendi iç meselesi değil “Avrupa’nın kendisini modern dünyada inşa etme biçimiyle ilgilidir”. “İslami İkonoklazma Tezi, zamanın belli bir diliminde inşa edilmiş sanat söylemine yardımcı olan harici bir unsur olarak işlev görmektedir.” Bu söylem dolayısıyla Müslümanlara ve İslam’a indirgenemez. İktidar olma, kimin öteki olacağını belirleme, kültürde norm olanı, anormal/sapkın olanı tayin etme gibi temel teorik amaçları barındıran böylesi söylemlere karşı, Nuh Yılmaz’ın kitabı, ‘İslami İkonoklazma Tezi’ nin pratikte imgesel ekonomi bakımından da bir karşılık taşımakla birlikte, “Müslümanların imge ile ilişkisini okumaya imkân vermeyeceği” sonucuna varıyor. Düşünmeye değer.

Mısır’a değil bölgesel düzene darbe

Bölgesel açıdan bakıldığında ise, demokratik, İslamcılıkla barışık bir Mısır, bölgede yeni ve yerli bir düzenin olmazsa olmazıydı. Darbe bu nedenle Mursi’ye değil, asıl bu bölgesel düzen ihtimaline de vurulmuş bir darbedir.

Bu yazı 14 Temmuz 2013 tarihli STAR Gazetesi’nin Açık Görüş ekinde yayınlanmıştır.

Mısır’da 3 Temmuz 2013 tarihinde bir askeri darbe yaşandı. 1 yıl önce Mısır’ın 60 yıldan sonra ilk defa seçimle iş başına gelen Cumhurbaşkanı, Müslüman Kardeşler Starçizgisinden Muhammed Mursi görevinden alınarak, iktidar Yüksek Askeri Konsey’e (YAK) devredildi. Böylece Arap Baharı’nın en büyük sonucu, İslamcıların seçimler yoluyla siyasal alana entegre edilmesi, iptal edilerek, Arap ve İslam dünyasının belki de en etkili ülkesi yeniden otoriter bir yönetime geçmiş oldu. Arap Baharı gerçekleşmeseydi böyle bir darbenin etkisi sınırlı kalabilirdi. Ancak Arap Baharı ile birlikte bölgede entegrasyonun atması, Mısır’da olanları saklamanın zorlaşması ve tüm bölge ülkelerinin Mısır’da olacakları belirleme mücadelesi bu etkiyi oldukça artırıyor. Bu nedenle Mısır’daki gelişmeyi, darbecilerin nihai bir zaferi olarak değil, tüm bölgede devam eden bir mücadelede büyük ancak mevzi bir kazanım olarak görmek gerekir. Zira halihazırdaki darbe tüm dış desteğine rağmen siyasal olarak sürdürülebilir değil. Önümüzdeki yıllarda -hatta daha da kısa zamanda- Mısır’da peş peşe bu durumun nasıl değiştiğini hep beraber göreceğiz. Continue reading “Mısır’a değil bölgesel düzene darbe”

ANALİZ – Mısır’da darbe kanlı mı kansız mı olacak?

Bu analiz 4 Temmuz 2013 tarihli STAR Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

Mesele Mısır’da yaşananın darbenin olup olmayacağı değil. Zira darbe Pazartesi günü Ordu muhtırayı verdiğinde zaten yapılmıştı. Şimdi cevabı aranan soru bu darbenin ne kadar süreceği, kanlı mı yoksa kansız mı olacağı. Tahrir’i de yedeğine Analiz Nuh Yılmazalan ve manipüle eden Ordu darbesini yaptı. Daha önce de, Mart 2011’de darbe yapmış, defalarca da benzerini denemişti. Ancak şu anda bölgesel güçlerin de desteğiyle kendisini güçlü hisseden Ordu darbesini gerçekleştirmiş oldu. İlk işaretini Ürdün Kralı 2. Abdullah’ın “İhvan Hilali” ifadesiyle verdiği ihvan karşıtı bu darbenin, İran-İsrail-Suud ve BAE gibi güçleri bir araya getirmiş olması, bu nedenle şaşırtıcı değil. Ortadoğu’nun çatışma ve dışlamayla siyaset yapan güçleri İran ve Suudi Arabistan, demokratik, kapsayıcı ve mezhepçi olmayan bir İslamcılık ihtimalini daha doğmadan boğmaya çalışıyor. Bu nedenle de bu güçler için İhvan’ın iktidar da olması kendileri için hayati tehlike. Böylesi bir demokratik İslamcılık ile yarışamayacaklarını iki ülke de biliyor. Continue reading “ANALİZ – Mısır’da darbe kanlı mı kansız mı olacak?”

MISIR YAZILARI

Mısır Üzerine Şu ana Kadar Yazmış Olduğum Yazılardan Bazıları:

VİDEO:

Brifing Odası: Mısır: http://www.youtube.com/watch?v=AdbBJVNMrvc

ANALİZ

ANALİZ – Mısır iç savaşa doğru  1 Temmuz 2013

ANALİZ – Mısır’da seçim satrancı 20 Aralık 2012

ANALİZ – Mısır’da Dengeler Savaşı 15 Aralık 2012

ANALİZ – Mısır kendisinin ve bölgenin geleceği için sandık başında 14 Aralık 2012

ANALİZ – Mısır’da Anayasa, Kurucu Meclis ve Mursi 29 Kasım 2012

GENİŞ ANALİZ

‘Yeni Ortadoğu’da Türkiye-Mısır hilali 23 Aralık 2012

Yeni Ortadoğu Mısır’da Şekillenirken 24 Haziran 2012

Mısır’da ‘ne şeriat ne darbe’ vesayeti! 17 Haziran 2012

Mısır’da Yargı İktidarı 9 Haziran 2012

Mübarek’in Gitmesi Darbe mi? 10 Şubat 2011

RAPOR:

Mısır’da Dönüşümün Anatomisi Ortak Rapor Mayıs 2011

MAKALE:

The Erdoğan Effect: Turkey, Egypt and the Future of the Middle East  Kadir Üstün ile, Kasım 2011 Cairo Review of Global Affairs

MAKALE – Ortadoğu’da Modellerin Rekabeti: Arap Baharı’ndan Sonra Yeni Güç Dengeleri Burhanettin Duran ile, Kasım 2012

Whose Model? Which Turkey? with Burhanettin Duran, Foreign Policy, Feb 8 2011

ANALİZ – Mısır iç savaşa doğru

Mısır Savunma Bakanı Abdülfettah Sisi’nin önceki günkü uyarısının ardından, Pazartesi günü muhtıra vermesi iç savaşa yol açabilir.

Bu Analiz 2 Temmuz 2013 tarihli STAR Gazetesi’nde yayınlanmıştır

Mısır’ın demokratik seçimle iktidara gelmiş Müslüman Kardeşler kökenli başkanı Muhammed Mursi’nin 48 saat içinde istifa ederek erken seçime gitmesini isteyen Sisi, aksi halde darbe yapılacağı uyarısında bulundu. Polis, Yargı ve Asker’in Mübarek çizgisinde olduğu Mısır’da, Mursi’nin önünde çok fazla seçenek bulunmuyor. Mursi istifa etmezse iç savaş çıkma ihtimali giderek artacak. İstifa etmesi halinde ise devam eden süreç üzerinde hiç bir etkisi olmayacak. Olayların devamında Müslüman Kardeşlerin yasadışı ilan edilerek, bürolarının kapatılması ve üyelerinin cezalandırılması ise Tahrir’den yükselen talepler arasında. Tüm bunlar gerçekleşmez de istifa normal seyrinde giderse, Mısır’da halen açık olan üst meclis Şura Konseyi’nin sözcüsü durumundaki yine Müslüman Kardeşler kökenli Ahmet Fehmi geçici hükümetin başbakanı olacak ve ülke yıl sonunda parlamento seçimlerine gidecek. Ancak bu noktadan sonra Mısır’da normal siyasi süreçlerin işlemesi neredeyse imkansız. Mısır siyasi sisteminde başkanın istifasını isteme yetkisi ancak Parlamento’ya ait. Ancak Parlamento daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldığından, halen Mursi’nin istifasını isteyecek bir makam bulunmuyor. Bu nedenle de Mursi’yi istifaya zorlamak isteyenler meydanları tercih ettiler. Halen muhalefeti temsil eden tek bir yapı bulunmaması ise çözümü imkansız hale getiriyor. Zira Mursi pazarlık yapmak istese dahi ne istediğini kabul edecek ne de kitleleri yönetecek bir merci bulunmuyor. Bu nedenle Mursi’nin eli kolu bağlanmış durumda. Continue reading “ANALİZ – Mısır iç savaşa doğru”

Yeni fay hattı harekete geçti

Bu yazı 16 Haziran tarihli Star Gazetesi’nin Açık Görüş ekinde yayınlanmıştır. Bu yazının pdf kopyası için tıklayınız.

“Diktatöre karşı oluşturulan eylem stratejisi” demokratik seçimle işbaşına gelmiş meşru bir lidere karşı işe yaramadı. Bunu sorgulamak yerine, bu lideri ‘diktatör’ gibi göstermeye çalışmak ise karşı tepkisini hızla üretti. ‘Yedirmeyeceğiz’ ifadesiyle kayda geçen bu tepki, eylemcilere de bir şeyler öğretmeli: ‘Devrim’ şartlar olgunlaşırsa gelir; Startoplumu ‘devrime’ zorlamak için ‘çelişkileri keskinleştirmek’ ise eski tip siyasetin tekniğidir.” Türkiye çok hızlı iki hafta yaşadı. Bu iki haftanın Türkiye üzerinde çok kalıcı izleri olacağı açık. İki haftadır ülkenin her yanında tüm konuşma konusu bu eylemler. Eylemlerin izleri önümüzdeki iki yılda Türkiye’nin hangi koalisyonlarla ve hangi yapısal değişimle kurulacağını etkileyecek. Dahası bu eylemlerin şimdi sorun çözülse bile bir başka form ve içerikte tekrarlanacağını rahatlıkla öngörebiliriz. Bu nedenle herkesin durup bu olanlardan kendi adına ders çıkarması gerekiyor. Bunu yapmayan kesimlerin ise kaybedeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Continue reading “Yeni fay hattı harekete geçti”

El análisis ¿Amenaza para el Gobierno?

This analysis is published at Spanish paper La Razon on June 10, 2013. Click for the pdf copy.

G ¿Hasta qué punto son las protestas una amenaza para la estabilidad del Gobierno?

Nuh Yılmaz –Creo que los que están en la plaza Taksim no suponen una amenaza para la continui- dad del Ejecutivo. Pero es cierto que algunos grupos ven en las revueltas una oportunidad para desalojar a Erdogan del poder.

G ¿Es la primera vez que el AKP se enfrenta a una crisis de estas características?

Nuh Yılmaz –No. Ni es la primera ni es la mayor protesta, pero sí parece que la subestimó al principio y, por eso, el Gobierno no la gestionó bien. Ahora se ha dado cuenta y ha corregido el rumbo.

G ¿Por qué mantiene Erdogan una actitud tan desafiante?

Nuh Yılmaz –Es su estilo desde siempre. Es un líder fuerte y no quiere mostrar abiertamente que ha cedido ante los manifestantes, aunque en realidad lo ha hecho.

Continue reading “El análisis ¿Amenaza para el Gobierno?”

Blog at WordPress.com.

Up ↑