Mısır’da Pazarlık Zamanı

İki haftadır süren eylemlerin ardından, Mısır’da uygun bir ateşkes için kabul edilebilir bir zemin aranıyor. Ateşkesi aslında tüm taraflar istiyor. Zira gerilimin tekrar yükselmesinin tüm taraflara maliyeti son derece yüksek olacak. Bu nedenle de herkes masaya en güçlü şekilde gelmek istiyor. Pazar günü Başkan Yardımcısı Ömer Süleyman’la görüşen siyasi aktörler (davetli olmayan Muhammet el-Baradey hariç) bir anlaşmaya varamadı. Bu görüşme de zaten anlaşmak için değil, tarafların birbirlerinin gücünü ölçmesi için yapılmıştı.

Ortadoğu’da Davos Düzeni

Bu yazı 5 Şubat 2011 tarihinde Sabah Gazetesi'nde yayınlanmıştır. Yaklaşık iki haftadır devam eden Mısır'daki protesto gösterileri bize iki şeyi gösterdi: Mısır'daki istikrarlı olmayan iktidar yapısı yenilenecektir ve bölgesel düzen arayışları Mısır'ın kaderi üzerinden tartışmaya açılmıştır. ABD Kongresi'nde gerçekleşen bir toplantı sayesinde, Tunus'ta yaşananların ertesinde CIA'nın, Mısır'daki istikrarsızlık konusunda ABD Yönetimi'ni erkenden uyardığını öğrendik. Bu da... Continue Reading →

Ordu Gözetsin, Baradey-İhvan Yönetsin!

Sonuç her ne olursa olsun Mısır artık eskisi gibi olmayacak. Bu gelişmelerin etkisi tüm bölgeye yayılacak. Ancak şimdi dengeler nasıl kurulursa, bir süre Ortadoğu’da düzen böyle gidecek. Bu nedenle de iki alanda söz sahibi olmak isteyen orta ve büyük güçler de çatışmaya taraf olmaya çalışacaktır: Ortadoğu güvenlik dengesi ve Afrika derinliği. Ortadoğu düzeninde söz sahibi olmak isteyen tüm güçler ister istemez bu çatışmanın bir tarafında yer alacaklar.

Renksiz Kokusuz Halk Devrimi: Bir Tunus Hikâyesi

Cumhuriyet Türkiyesi’ni hedefleyip, 28 Şubat’ın hayal ettiği otoriter bir ülke yaratmayı başaran Zeynel Abidin bizim ulusalcıların en büyük kahramanı olmalıydı. Arap olması Türk Baasçıların ulusal duygularını rencide etmesinden mi, düşene dost olmak ulusalcılığa yakışmadığından mı bilinmez, tersi oluverdi.

NATO’nun ‘Kırmızı Kitabı’ Yeniden Yazıldı.

Bu yazı Star Gazetesi'nin Açık görüş Eki'nde 12 Aralık 2010 tarihinde yayınlanmıştır. NATO'nun "kırmızı kitabı"nın önümüzdeki 10 yıl için yeniden yazıldığı zirvede küresel düzen sorununun askeri boyutu tartışıldı. Nuh Yılmaz Füze kalkanı ile kurulacak bir savunma mimarisinden ilk çekinmesi gereken, bu tür füzelere sahip olanlarla, önümüzdeki 10-20 yıl içinde sahip olma kapasitesindeki ülkelerdir. Bu da akla, küresel... Continue Reading →

Anlayış

ANLAYIŞ DERGİSİ (OCAK 2007- MAYIS 2010) “Washington’da nükleer zirve” Nuh Yılmaz, Anlayış Dergisi, Mayıs 2010, Sayı 84 “İsrail, Ortadoğu’daki değişimi okuyamıyor” Nuh Yılmaz, Anlayış Dergisi, Şubat 2010, Sayı 81 “Erdoğan ile Obama’nın “model ortaklık” zirvesi” Nuh Yılmaz, Anlayış Dergisi, Ocak 2010, Sayı 80 “Türk medyasında nitelik sorunu” Nuh Yılmaz, Anlayış Dergisi, Aralık 2009, Sayı 79 “Değer eksenli realist dış... Continue Reading →

Washington’da Neler Oluyor?

Türk- Amerikan ilişkilerinde birtakım sorunların olduğu konusunda herkes hemfikir. Sorunun ne olduğu konusunda ise tespitler muhtelif. Sorunu tespit etmek için ilk yapılması gereken, ilişkilerin neden iyi gitmediği sorusu ile bu soruya verilen cevabı birbirinden ayırmak olmalı. Zira ilki, durum tespitini içerirken, ikincisi siyasi bir pozisyondan kaynaklanan çözüm teklifidir. Şu anda yaşanan sorun ya da sorunların anlaşılmamasının nedenlerinden biri de, durum tespiti yapanların kendi çözüm önerilerini de analizin parçası haline getirmeleri ve bu çözüm önerilerine de siyaset yapıcıların itibar etmemesidir. O halde analizi mümkün olduğunca durum tespiti düzeyinde tutmak çok daha faydalı olacaktır. İlişkilerin neden iyi olmadığı konusunda çeşitli cevaplar mevcut. Ancak bu cevaplar neden-sonuç ilişkilerini karıştırmaktan ya da olanla-olması gerekeni ayıramamaktan kaynaklanan zaaflardan muzdarip. Bu nedenle ben kendi cevabımı vermeden önce, verilen cevapların ne olduğundan çok, cevapları sınıflandırmaya çalışacağım. Buna göre verilen cevapları üçe ayırabiliriz: 1. Sorunları saptırarak temennilerini gerçeklik haline getirmeye çalışanlar, 2. Sorunları psikolojik baskıya çevirerek siyasi kazanç elde etmek isteyenler, 3. Sorunları soğukkanlı bir şekilde tespit etmeye çalışanlar...

“Islamic Iconoclasm” as a Eurocentric Narrative

When the discussions of iconoclasm shifted from theological context to modern art context, iconoclasm turned into a secular concept and even gained the meaning of ‘radical’ and even sometimes avant-garde in the European context. However, during the formation years of art history as a discipline, pictorial practices of Muslims, i.e. miniatures, patterns and other ‘minor’ artifacts as well as the lack of anthropomorphic figures were likened to ‘older’ or ‘past’ religious iconoclastic experiences of Europe thanks to the idea of progress. This act of distancing to describe the pictorial practices of “Europe’s principal Other,” coincided with the heydays of Orientalism. Therefore, it led the scholars of Islamic art to use the term iconoclasm implying a perceived backwardness rather than other possible alternatives such as “radical” or “avant-garde.” I argue that the main reason behind the iconoclasm thesis arises from this historical affinity between the Enlightenment’s conception of secular art and the Orientalist assumptions about the nature of “Muslim art.”

Blog at WordPress.com.

Up ↑