Türkiye, Suriye krizindeki soğukkanlı tavrıyla bölgesel lider olduğunu ispatladı

Bu yazı Mostar Dergisi’nin Temmuz 2012’de çıkan 89. Sayısında yayınlanmıştır. Yazının pdf kopyası için tıklayınız.

Suriye’nin Türkiye’ye ait bir F-4 keşif uçağını düşürmesinin ardından bu ülkeyle yaşanan krizde Türkiye’nin ortaya koyduğu sakin tavır sadece Suriye için değil, bölge ülkeleri için de ürkütücü bir davranış oldu. Bu duruşla birlikte Türkiye bölgesel siyasette sınıf atladı.

SURİYE’NİN TÜRKİYE’YE AİT eğitim uçuşu yapan, silahsız F-4 keşif uçağını uluslararası hava sahasında vurmak suretiyle düşürmesi iki ülke arasındaki sorunları kriz düzeyine taşıdı. İlk bulgulardan hareketle, Suriye’nin bu davranışı, kasıtlı olarak bölgesel bir savaşı tetikleyebilecek, kendi krizini bölgesel bir krize çevirerek, ömrünü uzatmak için farklı bir strateji geliştirmesi olarak yorumlanabilir. Bu da Suriye’nin kendi başına değil, Rusya ve Çin’le ve kendi yanında yer alabilecek muhtemel ülkelerle yapabileceği bir eylem olabilir. TÜM DELİLLERE RAĞMEN, bu saldırının kaza olma ihtimali de akılda tutulmalı. Kaza ihtimalini de iki kısma ayırabiliriz. Bilindiği gibi sonuncusu birkaç ay önce olmak üzere, İsrail savaş uçakları Suriye hava sahasını defaten ihlal etmişlerdi. Hatta 2007’de Suriye’de nükleer bir tesis olduğu iddia edilen bir binayı bombalamışlardı. O sebeple, böyle bir duruma karşı Suriye’nin tedbir almış olma ihtimali var. Türk uçağını da düşman bir uçak olarak görüp düşürmüş olabilirler. Diğer ihtimal ise Suriye’nin kendi iç sorunlarıyla ilgili. Suriye şu an bir iç savaş yaşıyor ve her an, her tür saldırıyı bütün komşularından ve dahası kendi vatandaşlarından bekliyor. O yüzden Suriye alarm hâlinde. Geçtiğimiz günlerde Suriyeli bir pilot Ürdün’e uçağı ile birlikte iltica etmişti. Bu tür iltica durumlarını önlemek için Suriye kendi uçakları da dâhil, izinsiz tüm uçaklara ateş açma kararı almış olabilir. Olayın sıcaklığında kaza ihtimali daha ağır basarken, gelişmeler ve deliller saldırının kasti olduğu fikrinin ağır bastığını gösteriyor. Fakat sonuç itibariyle gerekçesi ne olursa olsun böyle bir saldırı, maksadını aşan, aşırı bir cevap şeklinde ele alınması gereken bir saldırıdır. O yüzden bunun hiç kimse tarafından meşrulaştırılmaması gerekiyor, meşrulaştırılabilmesi de mümkün değil. Bu çerçevede bakarsak, Türk uçağının Suriye hava sahasını ihlal etmiş olması dahi belli uluslararası uçuş prosedürleri çerçevesinde cevaplanmalıydı. Suriye tüm teamülü çiğneyen bir saldırganlıkla Türk uçağına ateş açmış oldu. Bu da Suriye’yi doğrudan suçlu duruma düşürmektedir.

PKK kartı masaya gelebilir 

EĞER TÜRKİYE’Yİ YÖNETENLER
, meseleyi bir kaza olarak görürlerse, o zaman muhtemelen gerilimi düşürmek gibi bir çizgi izleyeceklerdir. Türkiye bu çerçevede özür, tazminat ve ciddi birtakım siyasi kazanımlar karşılığında olayı kapatmayı, gerilimi sonlandırmayı tercih edecektir. Aksi durumda ise ki şu anda Ankara’daki kanaat olayın kasti olduğu şeklindedir, Türkiye’nin tavrı sert olacaktır. Bu durumda Türkiye Suriye’den özür ve tazminatın da ötesinde siyasi tavizler koparmak isteyecektir. Türkiye ile Suriye arasında ne tür sorunlar, masada ne var, hangisinin pazarlığı yapılabilir, bunlara bakmak lazım. Fakat bu konuda ilk aklıma gelen örneklerden birisi, PKK meselesi olabilir. Çünkü özellikle Kasım ayından sonra PKK’nın Suriye toprakları içerisinde ciddi bir hoşgörüyle karşılandığı, Suriye tarafının Türkiye’ye karşı PKK ile koalisyon yapmak adına birtakım adımlar attığı, Türkiye sınırında yeni PKK kamplarının oluştuğu basına da yansıdı. Türkiye, eğer savaşı tercih etmezse muhtemelen bu konuda özür ve tazminatın yanı sıra Suriye’nin adım atmasını isteyecektir. Bu ise atılabilecek adımlardan bir tanesidir. Eğer saldırı kasıtlı ise, Türkiye kendi caydırıcılığını korumak ve zedelenen caydırıcılığını yeniden inşa etmek sorunda. Bu da savaş olmasa da başka tür askeri seçenekler ihtimalini artırmaktadır. Bir başka deyişle Türkiye bölgesel dengeler açısından böyle bir askeri meydan okumaya karşı bir cevap vermek zorunda. Bu cevap ise hem askeri boyut içermek, hem genel bir stratejik ittifak çerçevesinde olmak zorunda.

Türkiye bölgesel lider olduğunu ispatladı

ANKARA BU KRİZLE
 birlikte artık bölgesel bir lider olduğunu ispatlamış oldu. Hiçbir hiç bir manipülasyona gelmeden, soğukkanlı bir şekilde olayın detaylarını öğrenmeye ve buna göre kendi planını, stratejisini oluşturmaya çalıştı. Muhtemel bir provokasyonun içine düşmedi. Tabii, bu noktada Türkiye’nin ortaya koyduğu tavır bölgedeki diğer aktörler için son derece korkutucu bir tavır oldu. Bu duruşla birlikte Türkiye’nin bölgesel siyasette sınıf atladığını düşünüyorum. Artık olayların peşinden giden, olayları sadece kontrol eden değil, aynı zamanda kontrol etme anında oluşan şartlara ve olaylara hâkim davranan ve bu olanlar karşısında provokasyonlara gelmeden, olaylara hızlı bir şekilde yön veren bir Türkiye tablosu görüyorum.

* Marmara Üniversitesi Öğretim Görevlisi

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Blog at WordPress.com.

Up ↑

%d bloggers like this: