Her şeye rağmen Batı’yı savunabilmek

Bu yazı 10 Mayıs 2012 tarihli Star Gazetesi’nin Kitap Eki’nde yayınlanmıştır

Zaman zaman batı uygarlığı güzellemesi şeklini de alan ve kendi misyonunu yerine getiren, son derece başarılı bir kitap uygarlık. Başarısı tüm eleştirilerden sonra halen batı uygarlığını gururlanarak savunulabilir bir proje olarak formüle edebilmesinde.

Ünlü İskoç tarihçi Niall Ferguson’un Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlanan Uygarlık adlı kitabı, uzun zamandır savunulamayan “Batı Uygarlığı”nın tarihi nitelikte bir savunusu. Martinikli şair Aime Cesaire’in meşhur “Batı savunulamaz” sözünden bu yana, böylesi bir cesaret herhalde görülmemişti. Bernard Lewis ya da benzeri yazarların, ABD’nin Ortadoğu siyasetini yönlendirme amaçlı propaganda metinlerinden sonra Ferguson gibi önemli bir tarihçiden böylesi bir savunmanın gelmesi kayda değer.Son derece akıcı ve başarılı bir çeviriyle okurlara sunulan Ferguson’ın kitabının en önemli yanlarından biri, Batı Medeniyeti’nin amiral gemisi dünyanın ‘hiper gücü’ ABD’nin yaşadığı çifte krizi son derece basit ve vurucu şekilde anlatması: Irak ve Afganistan’ın işgalleriyle askeri sınırlarını, 2008 finansal krizi ile mali sınırlarını gören dünya hegemonu. Dünya siyasetini anlayıp analiz ederken bu iki basit gerçeği konuşmak yerine, komplolarla, ABD’ye hata yapmaz bir güç izafe etmekle iştigal edenlere karşı Ferguson’ın analizi oldukça açıklayıcı.

BATI UYGARLIĞI İÇİN SUÇ ORTAĞI ARAYIŞI

Daha önce yazdığı bir kaç kitapla okunabilir ve anlatı kurabilir bir tarihçi olduğunu ispatlayan Ferguson, bu kitapla ideolojik bir pozisyonla Batı medeniyetinin sadece bir tarihçi olarak değil, bir proje olarak da savunucusu olduğunu göstermeye çalışıyor. Apolojetik olmayan bir “Batı” anlatısı kuran Ferguson, benzerlerinden farklı olarak genç kuşakların moralini ve Batı’ya aidiyetini hem yöntemsel, hem de siyasi olarak korumaya çalışıyor. Batı tarihine bölük pörçük okuma modülleri ile eklemlenmeye çalışılan gençliğe, hataları yerilse de, nihai tahlilde övünülecek ‘Batı anlatısı’ kazandırmaya çabalıyor. Ferguson’ın metni bu nedenle bir tarih kitabı olarak değil, tam da bu işleviyle ideolojik bir metin olarak okunmalı: Savunulabilir ve övünülebilir bir Batı Uygarlığı anlatısı. İyi bir tarihçi olarak, iyi anlatının ancak analitik bir çerçeve ile mümkün olacağının son derece farkında olan Fergoson, bu anlatıyı zaten usta olduğu analitik bir tarzla da sarmayalarak ustaca bir iş yapmış kitapta.

Kitabın aynı zamanda bir TV belgesel serisi olarak tasarlanmış olması ‘anlatı’ vurgusunu ve siyasi pozisyon oluşturma kaygısını son derece iyi bir şekilde yansıtıyor. Kolay sahiplenilebilecek, üzerinden siyasi kimlik kurulabilecek bir anlatının günümüzde görsel boyut olmadan eksik kalacağı aşikar. O nedenle bu kitabı bir kitap olarak değil, büyük bir anlatının kitap versiyonu olarak okumak gerekir.

Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası başlayan Batı eleştirisinin, post-modern ve post-kolonyalist anlatı tarafından itibarsızlaştırılmasının etkisi halen sürüyor. Batı uygarlığının yapıp ettikleri göz önüne alındığında, bu itibarsızlaşmanın kolay aşılamaz olduğu gerçeği, Ferguson’ı, en azından dengeli bir konuma itiyor. Batı’nın “en az diğer uygarlıklar kadar” savunulamaz bir uygarlık olduğu vurgusuyla, Batı üzerinde biriken suçu diğer medeniyetleri de suça ortak ederek hafifletmeye çalışan Ferguson, bunu son derece ustalıkla yapıyor. Özellikle revizyonist tarihçiler ve post-kolonyal akım tarafından üretilen eleştirileri etkisizleştirmeyi hedefleyen Ferguson, normalde son derece makul bir argüman gibi görülebilecek ‘mağlupların romatikleştirilmesi’ ifadesiyle özeleştiri-sonrası bir Batı anlatısını diriltmeye çalışıyor.

İBRET METNİ OLARAK UYGARLIK

Ferguson’ın metni, gerek anlatı kuruculuğu, gerek ideolojik çerçevesi, gerek tarihi bağlamı, gerekse de basitleştirici ve şablonlaştırıcı içeriğiyle, soğuk savaş sonrası dünyada ABD hegemonyasını anlamlandırmak için üretilen Huntington’ın Medeniyetler Çatışması ve Fukuyama’nın Tarihin Sonu metinlerine benziyor. 1991’de soğuk savaş sonrası dünyayı şekillendirmeye çalışan bu metinlere karşın Ferguson, 2008 finansal krizi sonrası sarsılan tek-kutuplu dünya düzeninde Batı’nın halen nasıl bir oyuncu olarak yer alacağını anlatıyor. Metindeki 11 Eylül sonrası İslamofobik tema, Batı üstünlüğü fikrinin rafine biçimleri, dünya sistemine Batı’nın katkısı adı altında yeniden yazılan “beyaz adamın yükü” hikayesi, bu dünyada Batı’nın egemenlik için halen yeterli moral argümana sahip olduğu iddiasını taşıyor.

Zaman zaman Batı uygarlığı güzellemesi şeklini de alan kitap, Batı’nın kötü taraflarını da anlatarak bunları da yol kazası olarak görüyor. Hegelci bir manevra ile, hataları “içererek aşma” gibi bir stratejiyle, şu ana kadar üretilen temel eleştirileri sıralayan Ferguson, özeleştiri görüntüsü altında Batı’nın istisnailiği tezini kurmaya çalışıyor. Avrupamerkezcilik eleştirilerinin getirdiği yıpranmayı aşmak için, bu eleştirileri adeta karikatürize ederek, popüler yanlış anlamalar üzerinden mahkum etmeye çalışan Ferguson, Oryantalizmin ve Avrupamerkezciliğin klişelerini tekrarlamakta da beis görmüyor. Kitabın her yanına sinen bu klişeleri diriltme uğraşı, eleştiri sonrası ırkçı dili yeniden kurma çabası, kitabın bol anekdotlu ve görsel içeriğiyle belli bir oranda başarılıyor. Örneğin İsrail sorununu, işgal ve Batı sömürgeciliği boyutlarını es geçerek anlatan Ferguson, İsrail’in şu an yaşadığı paranoid hali, 1683 II. Viyana Kuşatması öncesinde Avrupa’nın yaşadığı sıkışmışlık hissine benzeterek savunuyor. Böylelikle Ferguson, en kötü durumun bile iyi bir anlatıyla pazarlanabilir hale getirilebileceğine dair eşsiz örnekler sunuyor. Kitabın özellikle ABD’de belli çevrelerde üretilen İslamofobik dili içeren ve savunan bir tona sahip olması da bir yanıyla kitabın ideolojik çerçevesiyle, bir yanıyla da kitabın girişinde bahsedilen projenin finansman kaynaklarıyla birlikte düşünülmeli.

Bu çerçeveden bakıldığında, kendi misyonunu yerine getiren, son derece başarılı bir kitap Uygarlık. Başarısı tüm eleştirilerden sonra halen Batı Uygarlığını gururlanarak savunulabilir bir proje olarak formüle edebilmesinde. Bir ibret metni olarak mutlaka okunmalı.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Blog at WordPress.com.

Up ↑

%d bloggers like this: